HAKKIMIZDA ETKİNLİKLER ÜYELİK BASIN ODASI BİLGİ BANKASI KAYNAKLAR KARİYER İLETİŞİM

İletişimde Dönüşüm

"Ustalaştığınız şeyin ötesinde bir şeylere yönelmedikçe, asla büyüyemezsiniz”
Ronald E. Osborn

Günümüzde iş dünyasına şöyle bir baktığımızda şirketlerden markalara, pazarlama stratejilerinden ürün ve hizmetlere kadar olağanüstü bir değişimi görmemek mümkün değil…

Birçoğumuzun hayatına dokunan Türkiye’nin ve dünyanın önemli markaları, uzun zamandır daha geniş kitlelere ulaşmanın yollarını arıyorlar. Her marka bunun için farklı bir yol izlese de gerçek şu ki; kuşaklar boyu ayakta kalabilen bir marka olmanın ve büyümenin tek yolu değişimden geçiyor.

Amerikalı ünlü düşünür-yazar Ronald E. Osborn’un tarihe geçen sözünde olduğu gibi, günümüzün rekabet koşullarında büyümek için rakiplerinizden farklı şeyler yapmanız gerekiyor.

Bu gerçeği fark eden şirketler, geleneksel ve bilindik stratejilerin dışına çıkarak, daha büyük kitlelere ulaşmak için ustalaştıkları şeyin ötesinde varlık göstermeye çalışıyorlar. Bunu gerçekleştirmeyen şirketlerin ne kadar büyük olursa olsun, iflas ya da küçülme yoluna gittiğinin örneklerini görüyoruz. Büyük resmi erken görebilen ve geleceği şimdiden okuyabilen şirketler ise önlemlerini alarak değişime yani iş dünyasının sihirli tanımı inovasyona devam ediyor.

Türkiye, 2014 yılında Küresel İnovasyon Endeksi’nde 143 ülke arasında 14 sıra yükselmesine rağmen halen 54. sırada yer alıyor. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’dan inovasyona ayrılan pay ise ne yazık ki %1’in altında. Ancak bu oranlar AB’de %2, OECD’de %2,4, ABD’de ise %2,8 olarak gerçekleşiyor.

Şirketlerin sürdürülebilirlik ile ilgili konuştuğu en temel alanlardan birisi olan inovasyonu tetiklemek ve bu şekilde ilerleyen bir kurum kültürü oluşturmak, sürdürülebilirlik liderliğine soyunan şirketlerin olmazsa olmazları haline geldi..

Birçoğumuzun bilgisayarı ilk tanıdığımız zamanlardan aşina olduğumuz The International Business Machines Corporation (IBM) da global çapta bu gidişatı ilk gören şirketlerden biri oldu. IBM, 2005’te, bilgisayar bölümünü Çinli Lenovo’ya satma kararı aldı. İlk başta IBM gibi bir bilgisayar devinin aldığı bu karara teknoloji çevreleri çok şaşırsa da, bunun ne kadar doğru bir hamle olduğu bir süre sonra ortaya çıktı. Günümüzde bilgisayar pazarına önemli oranda mobil cihazlar hakim olurken, satışlar eski haliyle kıyaslanacak durumun çok gerisinde... Kârlı olmaktan uzaklaşan bu iş yerine daha kârlı bir alana yönelen ve bir teknoloji şirketine dönüşen IBM, iş dünyasında giderek hakim olan bu yenilikçi yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Şirket, ürettiği teknolojiler ve patent satışları ile gelirlerini artırmayı başarırken, bu değişimle birlikte Fortune 500 listesinde 24. sıraya yükselmeyi başardı.

Kurumların veya markaların gerçekleştirdiği bu değişimin adını ne koyarsanız koyun, ancak bu sürecin en önemli boyutunun iletişim olduğu önemli bir gerçek! İş dünyasındaki bu değişimi Türkiye de dahil uluslararası birçok markada izlemek mümkün. Marka tarafında başlayan değişim, iletişim sektörü üzerinden hızlıca kitlelere sunulabiliyor. Dijital çağ ve iletişim kanalları, insanların 7/24 bilgi alabildikleri bir düzene liderlik etmeye devam ediyor.

Örneğin, Türkiye lastik sektörünün dünyaya açılan markalarından Brisa bu değişim sürecini, bir üretim şirketinden inovasyon şirketine dönüşmek olarak tanımlıyor ve sürdürüyor. Brisa, bugün, sadece bir lastik üreticisi olmak yerine hizmet ettiği otomotiv sektöründe 360 derece bir hizmet portföyü sunuyor. Tüm araçların ve lojistik firmaları dahil olmak üzere filolarının bakımlarından yedek parçalarına, onarımlarına varan tasarruflu çözümler sunuyor. Şirket böylece asıl işi olan lastik üzerinden bir üst halkadaki otomotiv sektörünün tamamına dokunabiliyor. Satışlarını ve kârını artırırken bir yandan da müşteri kitlesini büyütüyor. Şirket marka dilini ve iletişim süreçlerini bu değişim üzerinden yürütüyor.

Bu sürece dünyanın önde gelen hızlı tüketim şirketlerinden Unilever’in markası Knorr örneği de verilebilir. Knorr artık bir ‘çorba markası’ olmak yerine gıda sektöründe sağlıklı beslenme ile birlikte konumlandırılan bir marka olma yolunda ilerliyor. Knorr, Unilever’in sürdürülebilirlik politikaları dâhilinde çeşitli sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik projeleriyle sağlıklı beslenme konusunda roller üstleniyor. Böylece tüketici nezdinde bir çorba markası algısını geçmişte bırakma yolunda ilerliyor.

Değişim için asırlık bir şirket ya da büyüme yolunda olan bir işletme olmanız şart değil. Dünyanın en büyük gelirine sahip şirketlerinden Google da bunun açık bir örneği. İçinde bulunduğu ve hizmet ettiği sektörle ilgisi olmamasına rağmen Google, bir süredir insansız otomobiller üzerinde çalışıyor. Bu durum ilk başlarda oldukça şaşırtıcı olsa da Google’ın aslında daha fazla büyümek için attığı adımlardan biriydi. Google, bir yandan insansız araçlarla, sürücülü araç çağırma uygulaması Uber’e rakip olacağının yada satın alabileceğinin sinyallerini verirken, diğer yandan insansız hava araçlarıyla da Amazon’u da zora sokabileceğini ortaya koyuyor. Google, tüm bu değişimle gelecekte bir arama motoru olmaktan çok öteye gideceğini tüm dünyaya duyuruyor.

Peki, markalardaki bu dönüşüm iletişim dünyasını nasıl değiştiriyor?

Bu süreçte iletişim, başrol oyuncularından biri. Yaptıklarınızı duyurmanın, doğru yolda olup olmadığınızı anlamanın etkili bir yolu… Elbette sadece monologtan değil; bunun da ötesinde hedef kitlenizle karşılıklı paylaşımda bulunduğunuz 360 derece entegre iletişimden söz ediyoruz.

İş dünyası olarak, iletişim biliminin önemi ve kullanımının değiştiğini gözlemlerken, bu yeni dönemde sürdürülebilirlik iletişimi gibi yeni tanımların da ortaya çıktığını görmekteyiz. Bu durum, gelecekte iletişimin yeni modellerle çok daha önemli bir noktaya ulaşacağını ortaya koyuyor. Değişimin iletişimde iki yol üzerinde ilerlediğini görüyoruz. Birinci ayak, dijital kanallar ve sosyal medya olurken, ikinci ayak ise sosyal sorumluluk odaklı sürdürülebilir kalkınma alanları olarak öne çıkıyor. Markalar değişimlerini bu kanallar üzerinden daha farklı hedef kitlelere ulaştırmaya çalışıyor. Dönüşüm, adeta bir domino taşı gibi ilerliyor… Başta marka konumlandırması ve müşterilere gönderilen mesajlar olmak üzere, dalga dalga hedef kitleye doğru yayılıyor.

Gelecek iletişimle şekillenirken, Türkiye’nin de bu değişimi çok iyi analiz etmesi gerekiyor.

Unutmamak gerekir ki, önce insanlar değişirler ve sonra dünyayı değiştirirler…

F.FATMA ÇELENK

SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ